13 Aralık 2017   Ana Sayfa | Favorilerime Ekle | Kullanıcı Girişi    
Ana Sayfa :: Sistem :: Editör Köşesi
Hakikat yolu aramakla bulunmaz. Ama bulanlar ancak arayanlardır.
Beyazıd-ı Bestâmi
   Editör
   Bilgiler
Kur'an-ı Kerim
Ayetler
Hadisler
Makaleler
Şiirler
5 Basamak
3 Arınma
Mevlana
Forum
Hakkımızda
İletişim
İstekleriniz
   Arama

   Namaz Vakitleri
AYLIK
HAFTALIK
GÜNLÜK
   E-Kart
Sevdiklerinize internet üzerinden bir e-kart göndermek ister misiniz ?
   Ziyaretçi Defteri

[Mesaj Yaz] [Mesaj Oku]
Bahri ŞAHİNER
ALLAHIM SENDEN BAŞKA HİÇ BİR ŞEYİ OLMAYAN BEN.....SENDEN BAŞKA HER ŞEYİ OLANLARIN HALİNE ACIRIM (HZ.EBU BEKİR R.A.)
UĞUR ŞİMŞEK
selam : arkadaşlar siteye yeni kayıt oldum ve beğenerek takip ediyorum bu sitede emeği geçen tüm arkadaşlardan Allah razı olsun internette vakit geçirebilecek böle sitelerin olmasıda son derece memnun edici
M.HANİFİ ÖCAL
Efendim rızan hangi noktada ise beni orda bulundur.
SALIHA EVRIN GUL
cevabini bulamadigim sorularim vardi cok uzakta saniyordum.Annem bana demedi kizim bak bu furkan kavusursun gercege babamda demedi kizim bak bu kuran hak kitap derdin olursa oku .sikintin olursa oku , bize kizarsan oku hic demediler bana :( Ama Rabbim dedi OKU .elhamdurillah .ben sizlere sesleniyorum anneler babalar hayatta cocugunuza verebileceginiz en guzel hediye Kurani kerimi sevdirmek ( kimse benim cektigimi ceksin istemiyorum) cocuklariniza kurani ogretin !Allah rizasi icin ogretin . arkadassiz kalmamasi icin ogretin bunalima girmemesi icin ogretin kotuye bulasmamsi icin ogretin ,intihar etmemesi icin ,sevgisiz kalmamasi icin ogretin .OGRETIN ANNE BABALAR OGRETIN :( selam ve dua ile
okan zengin
gönül sayfamıza geldiğimde bir "selam" bırakmayı sevdim de huzur buldum ey güzel gönül dostları..!
okan zengin
gönüldostları..rabbin güzel kulları..dünyanın en tatlı insanları..hoş huylular..razılık güzelleri..! "..ziyarete geldiğinizde birkaç cümle yazın ki hatıralar ve paylaşılan duygularımız çoğalsın.."temennisiyle. sevgilerim..saygılarım ve hürmetlerimle..!
NESLİHAN YILDIRIM
SAYFANIZ ÇOK HARİKA BEYENDİM RABBİM HEP YANINIZDA OLSUN..
ruhullah
selamun aleykum siteniz çok hoş Allah dai etsin.. GİRİŞTE ÇALINAN ARAPÇA Bİ İLAHİ VAR ÇOK GUZEL...SAYFA YÖNETİCİLERİ VEYA ARKADAŞLAIMIZDAN HERHANGİ BİRİ BU İLAHİNİN ADINI BİLİYORSA MAİL ADRESİMDEN BANA ULAŞSIN ALLAH RIZASI İÇİN... Allaha emanet olun.. Kurban oldugum rabbim kerem ve ikram sahibidir. Azim oLan Allah herşeyin en doğrusunu bilir... selam ve dua ilekalın
alaattin BEKTAŞ
YOLLAR VARDIR yollar vardır kıvılcım kazanmaya yollar vardır allahım sana secde eder yollar vardır doğru yola iter yollar vardır küfarra saptırır yollar vardır yollu düzeltir yollar vardır illme ulaştırır yollar vardır sen yeterki öğrenmek iste yollar vardır kırdığın kalbi tamir et yollar vardır sana çamur atarlar yollar vardır tövbe edersin yollar vardır halis kullardan olursun yollar vardır seni kazanmak isterler yollar vardır dolanbaçlı gider yollar vardır bu çağa muhabet ister yollar vardır kalbi titretir yollar vardır acaba yanlışmı yaptım yollar vardır muhasebe yaptırır yollar vardır herkesi buluşturur yollar vardır mecnun eder yollar vardır zikr eder yollar vardır Allah hayr eylesin amin
bedri PATLAR
SİTENİZ ÇOK GÜZEL TEBRİKLER, ALLAH'U TAALA RAZI OLSUN.
   Mail Grubumuz
Mail Grubumuza üye olarak etkinliklerimizden ve yeni ekledigimiz belgelerden daha kolay haberdar olabilirsiniz.

   Web Sayaç
 Bu Sayfa
10 Haziran 2006'dan bu yana
   1854970 sayfa gösterilmiştir.

Şu Anda Sitede
83 Aktif ziyaretci var.

Toplam 17 klasörde 213 geçerli belge var.
   En Çok Okunanlar
   En Son Eklenenler
   Ney Dinletisi
 
:: Editör Köşesi

« Önceki sayfa | Sonraki sayfa » Sayfa git
 
 AİLE TERBİYEMİZ...
Yaşlı kadın, usulca odasından çıktı. Salondan torunu ile gelinin sesleri geliyordu: "-Oğlum, sofra hazır, çorbanı koydum; haydi gel de soğutmadan ye!.." Salonun en kuytu yerine geçti, yerde kendine ait köyden getirdiği minderin üzerine oturdu. Çocuk, babaannesini görünce:
"-Babaanneciğim, gel beraber yiyelim!.." dedi. Yaşlı kadın mânidâr bir şekilde iç çektikten sonra: "-Evin erkeği gelmeden akşam sofrasına oturulmaz. Hele babanız gelsin, beraberce yeriz inşaâllah!" dedi. Evin gelini: "-Aman anneciğim, eskidenmiş onlar!.. Şimdi acıkan yemek sofrasına oturur, o da gelince yer." dedi. Yaşlı kadın: "-Kızım, nasıl insanların bir edebi, hayâsı, iffeti varsa, evlerin de iffeti ve edebi vardır." Torunu dayanamayarak alaycı bir tavırla söze karıştı: "-Yaa babaanne, neymiş bu evlerin iffeti... Anlat bakalım, merak ettim!.." dedi. Yaşlı kadın söze başladı: "-Biz küçükken annelerimizden önce babalarımızın karşısında edepli oturmayı öğrenirdik. Evde babamız, annemiz varken ayağımız uzatıp oturmaz, büyüklerimiz konuşurken söz hakkı verilmedikçe söze dâhil olmazdık. Büyüklerimiz odaya girdiğinde hemen toparlanır, kalkıp onlara oturmaları için yer verirdik. Aslâ babamız sofraya oturmadan sofraya el uzatmazdık. Babamız gelir, «Besmele» çeker, «Haydi buyurun.» derdi. Huzurla hepimiz başlardık yemeğe... Sonunda da sofra duâsını kardeşlerimiz aramızda sıra ile okurduk. Hiç âilece yenen yemek kadar lezzetli yemek olur mu? Bu sofranın edebidir, yavrum!.." Torunu: "-Bu kadar baskı karşısında depresyona girmez miydiniz babaanneciğim!" dedi. "-Hayır, yavrum bizim zamanımızda saygı olduğu için sevgi hep bâkî kalırdı. Sevgi var oldukça da hiç depresyona giren olmazdı. Yemekler lezzetli, uykular dinlendiriciydi. Biliyor musun? Ben depresyon kelimesini ilk defa burada duydum, hattâ köyümüzde bir tane akıldan mahrum birisi vardı, «Deli İbram» derlerdi. Vallahi, o bile o kadar mutluydu ki, anlatamam. Akşama kadar sokakta çocuklarla oynar, acıkınca bir kapıyı tıklatır; «Aba acıktım, aba su ver!» derdi. Hangi kapıyı çalsa, boş çevrilmezdi. Berber saçları uzadıkça tıraş eder, hamamcı arada yıkardı. Cumaları esnaf elinden tutar, namaza bile götürürlerdi. Yani hiç kimse onu dışlamazdı.. Şimdi hiçbir şeye saygı kalmadı. Bak evlere bile saygı yok bu şehirde! Herkes akşam olduğu hâlde perdelerini örtmemiş, bütün evlerin içi görünüyor, ama kimse utanmıyor. Biz daha hava kararmaya başlamadan kalın perdelerimizi çeker, ondan sonra evin ışıklarını yakardık. Hattâ perde kapalıyken üzerimizi değiştirmeye edep eder; ışığı söndürür, yere çömelir öyle üzerimizi değiştirirdik. Gölgemizin bile dışarıdan görünebileceğini düşününce yüzümüz kızarırdı." Bu sırada gelini, oturduğu yerden kalktı, mahcup bir edâ ile salonun perdelerini çekti. "-«Evin edebi, önce perdesinin çekilip çekilmediğinden belli olur.» derdi büyüklerimiz... Evler, kocaman duvarlarla çevrilmiş avluların içinde olduğu hâlde hiç kimse iç çamaşırlarını ulu orta asmazdı, ev ahâlisinden bile edep ederlerdi. Ben daha küçükken giydiğim şalvarı en ön ipe asmışım, hemen anam gelip; «Kız, baban bugün avluya çıktı, senin şalvarın asılı idi, utancımdan yerin dibine girdim. Bir daha öyle ortaya asma, çamaşırların en arkasındaki ipe as!.. Üstüne uzun bir tülbent ört, sonra mandalla... Altında ne olduğu görünmesin!.. İffetimiz, edebimiz bir giderse, ortada îmanımız kalmaz!..» dedi. Tabiî ben 12 yaşlarındaydım, annem bunları bana söylerken ben yerin dibine girdim. Şimdi öyle mi? Geçende bir nefes alayım diye balkona çıktım, karşı komşu, bütün çamaşırları asmış uluorta, ben utancımdan hemen içeri girdim. Bugün yemekler dışarıda yeniyor, «göz hakkı» oluyor, kimse umursamıyor. Çarşı pazardan alınanlar şeffaf poşetlerde eve geliyor; alan var, alamayan var. Göz hakkı, kıskançlık oluyor bu yenenlerde... Hiç şifâ olur mu yavrum? Bizim Peygamberimiz sallâllâhu aleyhi ve sellem, «Yemeğinizin kokusu ile komşunuza eza etmeyiniz.» buyuruyor. Bugün kokuyla, gösterişle çevredekilere hep ezâ veriliyor. Tabiî ki yenilenler içinize sıkıntı veriyor. Sonra da «depresyon» diye diye doktorlara gidiliyor. Evin bir edebi daha vardır ki, en önemlisi de budur herhalde... Evin içinde yaşananlar, aslâ dışarıda anlatılmaz; yenenler, içilenler, muhabbetleşmeler, kavgalar... Bu da evin iffetinden sayılır ve hiç kimseye anlatılmazdı. Bu yüzden problemler ev içinde kolaylıkla çözülürdü. Zaten Peygamberimiz de özellikle karı-koca arasında olanların etrafa yayılmasının ne büyük bir günah olduğunu hep hadislerinde anlatıyor, değil mi Leylâcım!.." dedi gelinine... Leylâ mahcup bir şekilde: "-Evet anneciğim." diyebildi. Torunu: "-Babaanneciğim, şimdi facebook diye bir şey var; insanlar gittikleri lokantalarda yedileri şeylerin fotoğrafını çekip binlerce kişiye gösteriyorlar!.." "-Aayy ne ayıp... İnsan hiç yediğini söyler mi?" "-Âh anneciğim, her hâllerinin fotoğrafları var. Gezdikleri yerlerin, yedikleri yiyecek-içeceklerin, aldıkları eşyâ ve kıyâfetlerin, hattâ beylerinin aldığı çiçekleri üzerinde yazdıkları notlarla paylaşıyor insanlar..." "-Yavruuum, sen neler diyorsun? Kıyamet koptu kopacak desene... Evler çırılçıplak kaldı desene..." dedi gözyaşları içinde anlatmaya devam etti: "-Biz beylerimizle yan yana yürümeye ar edinirdik; dul kalanlar var, evlenemeyenler var. Onların gönül yaralarına tuz basmayalım diye, beylerimizin bir adım gerisinden yürürdük... Şimdi kavgalar ortada, sevmeler ortada... Tabiî ki, hiç mahremiyet kalmayınca samimiyet de kalmıyor. Evin bereketi, büyüklere saygıdadır. Evin iffeti, örtülen perdedir. Sevginin iffeti, gizliliktedir. Gözün iffeti, göz kapaklarındadır. Bedenin iffeti, tesettür dedir. Utanma, hayâ, îmandan bir şûbedir. Bakın size, benim annemin anlattığı bir hikâyeyi anlatayım. Hikâye dedimse, adı hikâye... Aslında bir hadîs, hadîs-i kudsî hem de... Yani mânâsını Allâh'ın Peygamber Efendimize haber verdiği, sözlerini ise Peygamberimizin kendi sözleriyle ifade ettiği bir hadis... Bu hadis-i Kudsiyye göre: "Allah Teâlâ, Âdem aleyhisselâm'ı yarattığı vakit Cebrail aleyhisselâm ona üç hediye getirdi: İlim, hayâ, akıl. Ona dedi ki: «Ya Âdem!.. Bunlardan dilediğini seç!..» Âdem aleyhisselâm aklı tercih etti. Cibrîl aleyhisselâm hayâ ve ilme, makamlarına dönmelerini emretti. Hayâ ve ilim dediler ki: "-Biz, alem-i ervahta (ruhlar aleminde) hep beraber idik. Birbirimizden aslâ ayrılmayız. Ruhlar cesetlere girdikten sonra da aynı şekildedir. Ve akıl nerede olursa, biz ona tâbî oluruz. Cibrîl aleyhisselâm da öyle ise yerlerinize yerleşin!.." diye emretmekle akıl dimağda, ilim kalpte, haya da gözde yerleşti." İşte bu hadis-i Kudsiyye de anlatıldığı gibi, hayânın makamı gözdür. Bu yüzden hem gözümüzü korumak önemlidir, hem de göze hitap eden şeyleri kontrol altında tutmak..." Gelini: "-Haklısın anneciğim, biz iffetimizi kaybettikçe buhranlarımız arttı." dedi. Torunu kaşığı sessizce bırakıp: "-Ben babam gelince yemeğe başlayacağım, anneciğim!" dedi. Babaanne de söylediklerinin evlatları üzerindeki tesirini görünce sessiz bir şekilde Allah'a hamd etti.
  15 Mart 2014   |   Gosterilme Say.: 336
 
 

Microsoft Internet Explorer 5.5 ve üzeri programları ile 1024x768 çözünürlükte izlenmesi tavsiye edilir.
Sayfadaki Tüm Bilgi ve Belgeler Gönül Dostları'na Aittir.
Söz Konusu tüm bu bilgi ve belgelerin ancak kaynak gösterilerek kopyalanması mümkündür.

Bu Sitedeki Tüm Kodlar HYTGNY Tarafından Geliştirilmiştir.